Tembih tembih üstüne, ayrılırken
dikkat etmemi istediği şeyleri yapmayacağıma eminliğinden
ısrarla sürdürüyor, yemek yemem gerektiğini bildiriyor.
sonra alışık olmadığım görevler yüklüyor.. Fatura, değişim, pazar
Eyvah!
Uzun sürmedi planlamam ama saatin 3′e gelmesini istemedim hiç. Beni evden dışarı çıkaracak olan bu mühim vazifeler yerine getirilmeli
Saat 14.45 vakit daralmış, ön hazırlıklara başlanmamış. Bir telaştır !5.18 de son bulduo hızla faturalar yerini buldu. Sıra beklerken insanları izledim. Konuşmazlığımı bir kata daha demledim. Şaşırdım çokça.. Hani fatura kuyrukları, maaş kuyrukları zulumdü yine anlayamadan
Pazar yolu düz gider.. En zor kısım başlıyor. Ama o da ne!!! Annemin emanet ettiği değişimi belirgin bir acemilikle hallettim, sonrasında bir ohhh çektim.
Acemiliği atmış olacağım daha fazlaca bir dik duruş, siz giderken ben geliyordumculuk bindi üzerime. Aldırmadım. Nasılsa geldiği gib gidecekti.
Pazardan çıkıyorum, kaldırımın tamamını kaplamış arabalar geldikçe rüzgarlanıyorum, kararıyorum… Aklıma Mustafa Kutlunun Rüzgarlı Pazar’ı geliyor, serinliyorum.. Fazla sürmüyor güneş etkisini gösteriyor. Allah’ım susuz bırakma diyorum, tatlı su çeşmesine elimi dayayıp kaynak suyu içiyormuş niyetiyle ılık sudan nasibime düşen kısmı alıyorum. Tüm hastalıklara şifa olması niyetiyle
Rabbim susuz bırakma, hernekadar su(ç)suz olmasakta!!!


