
Bundan iki hafta önce hazırlayıp yayınlamayı planladığım yazıyı, alışageldiğim ertelemelerimden dolayı ancak şimdi yazabiliyorum. Birçok zaman “erteleyenler helak oldu” sözünü tekrar etsem de kendimi ertelemenin rehavetinden alıkoyamıyorum. Daha fazla uzatıp yazının içinde yazıyı ertelemeye hiç niyetim olmadığını belirtmek istiyorum.
“TEK oturumları nihayet hayata merhaba dedi. 3. oturum için gün sayıyor ve hazırlıklarını sürdürüyor” diyerek önce haberimizle başlamak istedim.
Evet iki hafta öncesinden yapmayı planladığım şey, hayata merhaba dediğimiz TEK ile sizleri tanıştırmak. TEK’in açılımı çok mühim değil -hatta bence yapmak istediği şeyleri yansıtmıyor- bu nedenle ben onu açık olmayan -en tesettürlü- haliyle kabullenmek istiyorum. Bir anda anlaşılabilecek, karışılabilecek, ayağına dolaşılabilinecek bir oluşum olmadığını bu yöndeki heveskârlara bildirmek isterim. Yani ismine has yapılan özeleştirilere bakıp yanılmayasınız. Ayağınızı yorganınıza denk uzatasınız, sütü de yoğurdu da üfleyerek yiyesiniz. Gelelim sevgili TEK’e
TEK oturumlarında neler yapıyoruz;
Belirlemiş olduğumuz edebi yazı ya da konular üzerine temelde;
· Edebi okumalar
· Tartışmalar
· Araya serpiştirilmiş şiir güzellemeleri ile dolu dolu vakit geçiriyoruz.
· Ve hatta kendi imkânlarımızla da olsa fon müzikleri ile okumaları süslüyoruz.
Oturumlarda dünyayı kurtardığımız yok. Ama “dünyayı kurtaracak çocukları yetiştirecek anneler” olarak yetişmeye çalışıyoruz. Biliyoruz ki “edebiyat” hayatın “en olgun” hali ve olgunluk ki en dolmayan yanımız. Hep bir şeylere çocuk kaldık, çocuk büyüdük, birilerinin çocuğu olarak yaşıyoruz ve bir türlü yetişkin olamıyoruz. Değil mi ki “yetiştirmek” için “yetişmek” gerek. Büyüyen vücudumuzun içinde olgunluklara yetişmeyen fikirlerimizle bahçemizden aldığımız tohumları ıslah edip yerlerine dikiyoruz. Asrımız olarak “yetişemediğimiz”, kaçırdığımız trenlere alternatifler üretmeye çalışıyoruz. Biz daha birçok güzelliği yapmaya talibiz. Yaptığımız yanımıza kalsın istemiyoruz onun için oturumlarda elimizden geldiği kadar not almaya ve önemli anları kalemimizle (klavyemle) fotoğraflayıp dikkatinize sunmaya çalışacağız. TEK toplantılarında görüşmek ümidiyle…
Primer olarak duygusal bağlamda zengin olmasını düşleyen arkadaşlara bir kötü haberim var. Olaylara yaklaşımda mantık yönüm ağır bastığı için gezinti yapacağımız diyarlarla bağlantı kopukluğu yaşamamanız mümkün değil. Duygusallaşır mıyım ben? Kim bilir belki bir zaman…




2 comments
Comments feed for this article
February 17, 2009 at 6:26 pm
nisa
Biraz duygu dedi yabancı, ama o kapılarını çoktan kapamıştı..Saygılarımla;)
March 14, 2009 at 8:02 pm
yasemin
what thas it mean nisa?